Yazıları

Nusret Özcan Mersiyesi

“Öleceğim galiba!” diyordu. Kariye civarının tanış biliş esnafına hayırlı sabahlar der gibi rahat bir ses tonuyla, çocuklarına sitem eder gibi, bir İstanbul türküsünün nakaratını mırıldanır gibi söylüyordu bunu. “Öleceğim galiba, eş dostla muhabbet ederken vedalaşır gibiyim…”

Musul Valisi Nafi Efendi

Abdünnafi Efendi nasıl olmuş da Çetin Altan’ın, Ahmet Turan Alkan’ın ya da İskender Pala’nın nazarı dikkatini çekmemiş hayret! Yüz yıl önceden bugüne emsal teşkil eden bu sevimli adamı o kalem üstatlarından okumak vardı. Ne zevkli, ne tatlı bir yazı olurdu kim bilir. Olur olmaz yerde karşımıza çıkardı Nafi Efendi, sadece İstanbul’da değil, bütün memlekette yeniden […]

Üç Hızır’ın Ülkesi

Başlangıçta Hızırlardan sadece birisini tanıyorduk. Midilli adası fethedildiğinde adaya yerleştirilen Vardar Yeniceli Yakup Aga’nın dört oğlundan birisi olan Hızır’ı… İlyas, Oruç ve İshak adlı kardeşlerin dördüncüsü olan Hızır bundan beş asır önce Akdeniz’in dört bir yanında kıyı köylerini, kasabaları, şehirleri yağmalayan bir korsandı. Gemilerin kalyonların takaların eceli olan bu kızıl sakallı adama Barbaros diyorlardı. Kader […]

Saygı Dedikleri

 Saygı kuralları insanların birlikte yaşama zorunluluğu sonucu şekillenmiş olmalı. Öyle ya başkalarıyla birlikte yaşayacaksınız, komşularınız olacak, alış veriş edeceksiniz fakat aynı zamanda onların zararından, şerrinden de emin olacaksınız. Bu durum zorunlu bazı davranış kalıpları geliştirmeye neden olur. Uygulanış biçimi coğrafya ve kültüre göre değişse de dünyanın her yerinde insanların uyduğu ve başkalarından beklediği tavırlar, duruşlar […]

Başa dön