Bir Eski Eczanenin Öyküsü
Silivri’de 1940’lı yıllarda yaşayan eczacı Hüsamettin Savaş’ın hatırasına…
Bir hulusi kalpten...
Silivri’de 1940’lı yıllarda yaşayan eczacı Hüsamettin Savaş’ın hatırasına…
Başlığın tarihi serüveni ilginç bir takım bilgiler içerir. Bu tarihi yolculuk aynı zamanda uygarlık macerasının, devrimlerin, değişikliklerin ve zihnsel gelişimin tarihidir.
Gündüz hava Arasat sıcağıydı, esmer bir durgunluk çöküyordu şehrin üzerine. Dal yaprak kımıldamıyordu. Akşam olunca çıkıp dolaşıyorduk kıyıda. Gökyüzünde yarımay vardı. Hani vaktini beklesek, üç beş gün daha sabredecek halimiz kalsa, doktor “Bekleyin sorun olmaz dese,” bir dolunay vakti olup bitecekti her şey.
Döndüm… Lodosluydu hava. Kıyıya vuran yosunlar gibi, çer çöp gibi düştüm Mavi Kasaba’ya. Kaçtığım dünyaya benzeyen kirli ve çalkantılı denizin şarapsı kokusu doldu içime. Çocukluk günlerime düştüm. Çıplak bedenime yapışmış kumlarla birlikte kavgamı silktim göğsümün üzerinden. Bir an için, bir an için hiç büyümemişçesine kaldığım yerden, bu kasabada devam edebileceğimi sandım gamsız ve tasasız bir hayata. Bulutlar geçti başımın üzerinden, martılar geçti. Eski gemilere, yaşlı gemicilere takıldı gözüm. Deniz bulanıktı ve ben Mavi Kasaba’daydım.
Kıymetli, atufetlü Dervişzade İsmail Efendi Hazretleri… Evvelan mahsus selam eder kitap kokulu ellerinizden hasret ile öperim. Hasret ile tabii.. bilseniz ben sizi ne çok özledim. Ümidim odur ki halen sakini bulunduğunuz Cennet-i Naim’in sizin Trabzon şivenizle söyleyecek olursak ‘Baridays of tı puk’ (Paradise of the book) adlı kütüphanesindeki mesainizden memnunsunuzdur. Hani zevcenizin sizi fazlaca inhisarı […]